|
|
|
|
|
|
|
|
Yazar, 1967-1974 yılları arasında Alman Hastanesi'nin başhekimi idi. Hastane 140 yıldan fazla süre önce 1852'de kuruldu.
Hastalanmış Almanların ve her şeyden önce balkanlar üzerinden yürüyerek gelen işçiler
ve çırakları ki bu kimselerin yabancı bir memlekette bir koruyucusu yoktur, doğruca
Alman Hastanesi'nin yolunu tutmaktaydılar. Dr. Mordtmann, Alman Hastanesinin ilk
başhekimi 1848 yılında şöyle yazıyordu; "Daha iki yıl olmadan ağustos sıcağında
4 tane genç işçi geldi ve bunlardan üçü 14 gün sonra öldü."
1851'de Kaiserwerther Diakoniss'lerinin kurucusu olan Pastor Theodor Fliedner, Kudüs'ten
geri dönerken İstanbul'a uğradı ve hemşîre yollayacağına dair söz verdi, Bu şekilde
de ilk olarak 3 tane Diakoniss hemşire 1852 yılında İstanbul'a gelmiş oldu. Bay
Fliedner Almanya'ya döndüğünde Alman İmparatoru Friedrich Wilhelm IV.?e bir rapor
sundu, imparator da hastaneye 2000 Taler (o zamanki para birimi) bağışta bulundu.
Bundan sonra hastane herkese açık hale geldi. Hastanenin Başlangıçta ilk hastaları
Türkiye 'deki azınlıklardı. Azınlıkların yanında, Ermeniler, Rum?lar, Yahudiler
burada tedavi görmekteydiler. Daha sonraları Türk hasta sayısı çoğalmaya başladı.
1970 yılında Türk hastaların oranı %90?lara yükseldi. Geriye kalan %10?u ise 25
ayrı milletten insanlar teşkil ediyordu. Prusya devleti, 1871 den sonra Alman İmparatorluğu?nun
halefi olarak ve 1947 yılından itibaren de Federal Almanya devleti kesintisiz maddi
yardım verdi.
Hiç azımsamamak gereken bir husus da, Türk resmi makamlarının 2.nci dünya savaşı
esnasında ve hatta Türkiye?nin 1944 yılında Almanya'ya harp ilan etmesinden sonra
bile yardımları devam etmesidir. (açıklama: Türkiye Almanya'ya harp ilan etmişti,
çünkü Hitler, ordularının Trakya'dan Türkiye'ye girerek, Karadeniz Bölgesi istikametinde
ilerleyip, Kafkaslara ulaşmasını istiyordu, böylece Rusları iki taraftan, yani hem
Kırım cephesinden hem de Kafkaslardan vurarak,yenecekti. Fakat İsmet Paşa buna müsaade
etmedi ve harp ilan etti. Bunun üzerine Alman orduları, Türkiye üzerinden ilerlemekten
vazgeçtiler.) Bu yardım, ekmek dağıtımında özel tahsisatlar, Türkiye'de ikamet ve
iş bulma- çalışma müsaadesi gibi hususlarda da yapılmaktaydı.
1967 Yılında modern ve bütün gereksinimlere cevap verebilen Bir hastaneydi. Bu arada
Türkiye'de büyük şehirlerde, büyük hastaneler, üniversite klinikleri, hemşire okulları
açıldı. Bu durumda Alman hemşire bulmak ve banların ücretlerini ödemek de gittikçe
zorlaşmaya başlamıştı. Sadece personel masrafları değil, tıbbi gelişimler için gerekli
masraflar da milyonlarca Mark?ı geçiyordu. Bu miktarda bir para hiçbir şekilde hastalardan,
ki bunların çoğu Anadolu?nun fakir kesiminden Alman Hastanesi'ne gelmekteydiler,
karşılanamazdı.
Türk Devleti bakım masraflarını tesbit etmişti. Devlet sekreteri makamındaki Sigismund
Von Braun'un özel girişimleri, daha sonra cumhurbaşkanı Richard Von Weissaecker?in,
Türkiye'deki başkonsolosluğun ve başkonsolosun girişimleri Alman Dış İşleri Bakanlığı'nda
etkili olamadı. Yurt dışındaki bir Alman Hastanesi?nin çalışmaya devam etmesi Alman
Kültür Politikası?nda önem arzetmiyordu. Personel masrafları, finansmanlar çok yükselmişti.
Bunun yanında son derece iyi idare edilen Türk hastaneleri, çok iyi yetişmiş Türk
doktorları ve hemşireleri vardı. 1973 yılında son Alman başhekim de hastaneyi terk
etti. Hastane Alman yönetimi altında, bir Türk başhekim tarafından birkaç yıl daha,mecburen
hizmet vermek durumunda kaldı. Çünkü buranın arazisi Osmanlı sultanı tarafından
Alman İmparatorluğuna, burada bir hastane kurulması ve işletilmesi için tahsis edilmişti.
Buranın başka amaçla kullanılması mümkün değildi, zaten bu alan İstanbul'un en pahalı
semtlerinden biriydi. Böylece, bundan sonra Alman Hastanesi, Almanca eğitim veren
İstanbul Erkek Lisesi?nin umumun menfaatine hizmet veren bir vakfına devredildi.
Arazisi ve bina Türkiye'de hastanecilikle iştigal eden bir firma, Universal Hospitals
Group' un sahibi Dr. Azmi Ofluoğlu tarafından kurtarıldı.
Diğer ilave binalar çok kapsamlı inşaat işlerinden sonra bir Türk hastanesi meydana
geldi. Ameliyathaneler, sterilizasyon, yoğun bakım servisleri, dahiliye servislerde
son derece modern cihazlar ile hizmet vermeye başladı. Tıbbi hizmetin verilmesi
için başka binalar de gerekli idi, bir zamanlar Alman Arkeoloji Enstitüsü?nün otel
olarak kullandığı bina, diş hastanesi oldu ve buna ilave olarak, bir göz, bir kulak
boğaz burun, bir üroloji ve fizik tedavi kliniği de ilave edildi.
Alman hastanesi bu arada çok önde gelen bir şöhrete kavuştu, Avrupa ve Amerikan
standartlarında tıp hizmeti veren Alman Hastanesi, bir zamanlar gelenek haline gelmiş
olan, takdire şayan -tıbbi hizmetini devam ettirmektedir,
Dr.Med. Karl-Herbert Wendt - Aralık 1998 Yazar 1967-1974 yılları arasında Alman
Hastanesi Başhekimi idi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|